KİMLERDENMİŞ?

Bu blog, iki yakın arkadaşın ortaklığı ile seneler önce oluşturuldu, ancak evlilikler, doğumlar, ayrılıklar, yeni deneyimler derken, farklı bir yöne evrildi. Sonra da dendi ki, "ya biz bunu da denemişiz". O zaman neden insanlarla da paylaşmayalım? Her işte parmağı olan iki dostun yorumlarını, paylaşımlarını okuyacaksınız. Bi bakmadan geçmeyin :)

PAYLAŞALIM MI?

LIFEHACK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LIFEHACK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran, 2019

DETOX SUYU TARİFİ

salatalık, taze nane, taze zencefil ve limon içerikli arındırıcı su!     Size detox suyu tarifi vereyim mi? Dışarıda satılan ne idüğü belirsiz ödem attırıcı gıdaların karşısında son derece güvenilir ve kendi evinizde tertemiz bir şekilde hazırlayabileceğiniz detox suyu tarifi, şu yaz sıcaklarında hem su kaybını engelleyecek, yağlarınızı yakmakta destek olacak, hem ferahlatacak, hem vücudunuzdaki toksinleri atmanıza yardımcı olacak.

       Günde minimum 2.5- 3 lt su tüketmemiz gerektiğini hesaba katarsak, su içmekte zorlananlar için de içimi son derece kolay bu detox suyunun. Limonata seviyorsanız, şekersiz versiyonu olarak düşünebilirsiniz. Üstelik içine koyacağınız şeylere zevkinize göre kendiniz karar verebilirsiniz. Bir adet detox şişesi ve mevsim meyve- sebzelerine ihtiyacınız var sadece, hepsi bu.

     Benim favorim, bir adet limon, bir parça taze zencefil, bir avuç taze nane, bir adet salatalık ve bir adet kabuk tarçından oluşuyor. Ama isterseniz bu karışıma kiraz, vişne gibi meyveleri de ekleyebilirsiniz. Malum kiraz sapının iltihap giderici özelliği var, vücuttaki savunma mekanizmasını güçlendirdiği de bir gerçek. Yine maydanoz, detox sularına koyabileceğiniz yeşilliklerden biri. Maydanozun idrar söktürücü özelliği sayesinde vücudunuzdaki ödemden daha kolay kurtulmanız mümkün.

     Ben bu suyu hazırladıktan sonra buzdolabında bekletip aynı gün içerisinde tüketiyorum. Bazen ikinci şişeyi bile hazırlıyorum. İsterseniz içine bir miktar doğal maden suyu da ekleyerek mineral içeriği yüksek bir detox suyuna da kavuşabilirsiniz. Ancak maden suyu tüketiminde dikkat edilmesi gereken bir husus var, yüksek kan basıncınız (hipertansiyon) varsa, maden suyunun kontrollü bir şekilde tüketilmesi gerekiyor, bunu unutmayın.



     
Read More




ÖLÜMSÜZLÜK DEĞİLSE BİLE YOLUNDA BİR ADIM: ELMA SİRKESİ!


elma sirkesinin faydaları nedir?
   
      Elma sirkesinin faydalarını artık bilmeyen yok. Ev temizliğinden gıda olarak tüketilmeye kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu başka dünyalara ait sıvı, zorlasak ölümsüzlük yolundaki taşlardan biri olacak neredeyse (abartıyorsam n'olayım:)

     Bunu neden söylüyorum, çünkü elma sirkesinin hemen hiç kimse tarafından bilinmeyen, doktorumu bile şaşkınlık içinde bırakan bir etkisini bire bir yaşamış bir insanım. Kanıtım manıtım yok ama, baştan söyleyeyim, taaa 10 sene önce olmuş mevzuu, o zaman fotoğraf falan çekmek gelmemişti aklıma :/ Anlatıyorum.

     Bir sabah uyandığımda alt dudağımın ortasının hemen yanında bir şişlik görüyorum. uçukladı sanıyorum önce. Bir kaç gün bekliyorum, şişlik büyüyor, uçuk gibi de acımıyor, ellediğim zaman cıyt diye kayıyor elimin altından. Bir kaç gün sonra düğünüm var, fotoğraf çekilecek ve ben yamuk bir dudakla evde oturuyorum. Diyorum bu iş böyle olmayacak, bir doktora görüneyim ben. Gittiğim plastik cerrah, dudağımdaki şişliğin yağ bezesi olduğunu, ameliyatla alınması gerektiğini, ancak iz kalacağını söylüyor. Önümde iki seçeneğim var, düğün fotoğraflarımda yamuk dudaklı olmak ve dikişli olmak arasında gidip geliyorum. Bir yandan da söyleniyorum tabii "anasını satayım senin gibi yağ bezesinin de, senin de, çıktığın günün de, sana hücre sağlayan bağışıklık sistemimin de..." 

    Nerden aklıma geldi bilmiyorum, inanın hiç bir fikrim yok. Bir anlık delilik haliyle buzdolabını açıp yakıcı bir şeyler arıyorum. Elma sirkesi gözüme çarpıyor. Bir pamuğa bolca döküp yağ bezesinin üstüne bastırırken, küfürlerime devam ediyorum ağız dolusu. O pamuğu bezenin üzerinde bir on beş dakika falan tuttum bastırarak. Yandım, ama ne yanmak. Cayır cayır yanıyor dudağım, intikam alıyorum yağ bezesinden, yakıyorum diye sadistçe bir zevk alıyorum.

evde elma sirkesi yapmak
    Pamuğu kaldırıyorum on beş dakika sonra, yağ bezem yok. Önce "yok lan ordadır, kaymıştır" diye düşünüp bütün dudağımı tek tek parmaklarımla tarıyorum, yok. Sonra ikna olmayıp koşa koşa beni ameliyat edecek doktora gidiyorum. O da arıyor, yok. "Ne yaptın kızım sen bu bezeye?" diyor. "Valla hocam elma sirkesiyle giriştim sağlı sollu" diyorum, adam ikna olmuyor. Hemi de on beş dakikada demiyorum, adam yıllarca okumuş etmiş, bunu kaldıramaz. "Valla pek inanmadım ama, hadi bakalım, yok yağ bezesi" deyip eve kışkışlıyor beni.

     O zamanlar elma sirkesi şimdiki kadar meşhur değil. Dolayısıyla kime anlatsam deli muamelesi yapıyor bana. Şimdi elma sirkesi yağ bezesini eritir mi, elma sirkesi bağırsakları temizler mi, elma sirkesi ateş düşürür mü, yüze elma sirkesi sürülür mü diye Google amcayı arşınlıyorsunuz ya böyle, bana soracaksınız. En çok bana soracaksınız elma sirkesini :)

     O yağ bezesini erittiğini gördükten sonra çıkan sivilcelerimi kuruttum ben 1 dk içinde elma sirkesiyle. Sonra tonik olarak geceleri yüzümü onunla temizleyip yattım. Sabah bir bardak suyun içine bir kaşık koyup içtim, yağlarımı erittim. Saçlarım parlasın diye banyo suyuma koydum. Sonra çocuğum oldu, ateşini onunla düşürdüm. 

     Ölümsüzlüğü de ben bulacağım elma sirkesiyle, azmettim :)


 
Read More




21 Haziran, 2019

BALKON BAHÇECİLİĞİ: SAKSIDA SEBZE YETİŞTİRİYORUZ!


 
saksıda sebze yetiştirilir mi?
    Hazır tasarruf yöntemlerinden bahsetmişken, ev ekonomisine en çok katkıda bulunan yöntemlerden birini paylaşacağım şimdi sizle: Balkon bahçeciliği!

      Uzun bir süre, yaşadığım küçük apartman dairesinde organik üretim yapmanın hayallerini kurdum. Nedense hep büyük bir bahçem olmazsa, yetiştiremem sandım. Sonra ufak bahçeli bir müstakil eve taşındım. Ta daaaa, hayallerim gerçek olmuştu. İşi mutfağında öğrendim yani, bahçede. Ancak bahçe mecarası pek kalıcı olamadı, bu sebeple öğrendiğim her şeyi balkon bahçeciliğinde kullanmak üzere hap bilgi haline getirdim. 

       Şimdi, başlangıç olarak, tohumdan mı, yoksa fideden mi yetiştirmeye başlayacaksınız, ona karar vermeniz gerekiyor. Tohumdan yetiştirmek meşakatli, kan ve gözyaşı ile yoğrulmuş bir yolculuk :/ Yetiştireceğiniz tohumların atadan olması gerekiyor, hibrit değil. Çünkü tohumların genetiği değiştirildi, artık bir defa ekip yediğiniz sebzenin tohumu, 2. sene çıkmıyor. Boşu boşuna tohum ithal etmiyoruz yani. Artık sağımız solumuz önümüz arkamız hep hibrit tohum!

       Ben tohumdan limon ağacı yetiştiriyorum şu anda. Tamamen aşısız, yediveren limon ağacı vardı bahçede, aldım çekirdeklerini çıkarttım, bir gün suda bekletip saksıya doldurduğum bahçe toprağına bir parmak derinliğine gömdüm. Bahçe toprağı olması önemli, hazır torflar süs bitkilerinde işlevsel, ancak meyve sebze için gereken bileşimlerin bazılarını karşılayamıyor, yetersiz kalıyor. Bu arada aşısız ağacın meyve verdiğini ilk defa duydum, genelde turunç olur derler, ama yediveren limon ağacı maşallah beni 1 yıl hiç limonsuz bırakmadı. Limon tohumu filizlendi, şu anda 7-8 yapraklı bir fide olma yolunda ilerliyor, daha da büyüdüğü zaman bir boy büyük saksıya geçmeye hazır hale gelecek. Limon ağacı güneşi de suyu da seviyor bu arada, dayanıklı da bir şey canını sevdiğim. Limon yetiştirecekseniz yediveren türünü seçin ki, bütün bir sene boyunca taze limonunuz olsun ağacınızda. Eğer fidan alarak yetiştirecekseniz, sandığınız kadar da büyük bir maliyeti yok ayrıca, Hepsiburada gibi alışveriş sitelerinden fidan almaya çekinmeyin, hem 50- 60 TL gibi cüzi paralara fidan alabiliyorsunuz, hem de artık paketleme ve kargolama konusunda kendilerini aşmış durumdalar. Hepsiburada dan aldığım mandalina fidanı (bu aşılı) güzelce paketlenmiş ve hiçbir yaprağı zarar görmemiş şekilde elime ulaştı, büyük saksısında yerini aldı. Aslında geldiği hafta çiçeklendi ve meyveye durdu, ancak zamanı geçtiğinden dolayı meyveler kuruyup döküldü. Seneye hasılatı iyi olacak onların, belli.
     Pazarlarda tezgah açan çiçekçilere sadece menekşe için uğruyorsanız, bir daha düşünün. Nisan ayında domates, biber, salatalık fideleri gelmeye başlıyor. O fideleri ekecek saksınız yoksa, hiç dert etmeyin, beş litrelik su şişelerini yarıdan kesip içine toprak doldurursanız, mis gibi bir yatak hazırlamış olursunuz onlara. Domates ve biber fideleri, dikildikten sonra 3-4 günde bir az miktarda sulanacak, fazla sularsanız azarlar. Halk dilinde azdı benim fideler demek, çok boylandılar, suyu gördükçe tepeme kadar boylandılar demek, azan fide meyve vermiyor arkadaşlar. İlk yıl zayiatın büyüğünü burdan verdim ben. Verdim suyu, verdim suyu, tepeme çıkıp ordan nanik yaptılar bana. Unutmayın, az miktarda ve uzun aralıklarla sulayacaksınız, çiçeklendikleri anda suyu bir süreliğine keseceksiniz ki meyve vermeye başlasın. İlk meyvelerden sonra sulamaya devam. O zaman daha sık sulayabilirsiniz yavrularınızı :)

     Salatalık ekimi farklı bir konu. Çok zor, zor meyve veriyor, çünkü salatalık sarmaşık türü büyüyor. En azından bendeki türü öyleydi. İlk sene zayiatımı salatalık fidemin yakınındaki nar ağacına sarılarak büyümeyi tercih etmesi sebebiyle verdim, bir sonraki sene aklım başıma geldi, fidanları boş alana ekip etrafına sarılabilecekleri bir destek sağladım. Şimdi saksıda yetiştirmekle ilgili fikrim çok
daha net; fotoğrafını paylaştığım bitki destek çubuklarını saksının etrafına oturtursanız, ve salatalık fidesi büyüdükçe yapraklarını bu desteğe sararsanız, salkım salkım salatalığınız oluyor. (Hiç dalından yeni kopardığınız salatalığı yediniz mi? Suları akıyor ellerden kollardan) Bu arada salatalığı toplamak için çok geç kalmamak lazım, belli bir boyuta kadar büyüdü mü koparın yeyin, aksi takdirde çekirdekleri büyüyor, tohuma kaçıyor, yenmiyor o zaman.

     Biber ve domates ekimi çok daha kolay. Biberleri birbirine çok yakın ekmemelisiniz, her beş litrelik su şişesine 1 tane denk gelecek şekilde dikilmeli. Yoksa biberleriniz büyüyecek yer bulamaz. 1 tane fideden yaklaşık 20- 30 tane biber alabilirsiniz çünkü siz topladıkça yeni çiçekler/ dolayısıyla da yeni biberler vermeye devam edecek size. Domates de aynı şekilde, domateslerinizin toparğı bibere göre biraz daha derin olmalı, domates suyu biber kadar sevmez, güneş göremezse kızarmaz, aşırı güneşte kalırsa da üzeri yanar, nazlıdır yani, yerini sevip sevmediğini anlayabilmek için domates yavrularınızı iyice izleyin bence.

       Gelelim en kolay yetiştirilen sebzelere: Salatalık malzemeler! Reyhan, taze nane, taze soğan, marul, semizotu... Bunlar için küçük küçük saksılardan bile faydalanabilirsiniz. Taze nane ve semizotu o kadar arsızdır ki, ne kadar kopartıp yeseniz, ertesi gün saksıda o kadar üremiş bir şekilde bulursunuz. Taze soğanı pazarda satılan arpacık soğanların kök kısımları toprak üzerinde kalacak şekilde az aralıklarla ekerek elde edebilirsiniz, uzadıkça kesip kesip tüketirseniz, uzun bir süre taze soğansız kalmazsınız (pazardaki taze soğan fiyatlarını da düşününce, hiç vazgeçmeyi düşünmüyorum bu alışkanlığımdan) Hatta evde çürümeye yüz tutmuş soğanlarınızı da aynı şekilde ekip taze soğan olarak tüketebilirsiniz.

      Kış sebzeleri de yetiştirilebiliyor, bir sene pazıyı tohumdan ektikten sonra, tohumlarını saklayıp ertesi sene doya doya taze pazı yapraklarına doymuşluğum vardır. Avokado çekirdeğinden yetiştirilebiliyor, meyve vermesi uzun sürüyor ancak büyüdüğü zaman muhteşem bir ağaç oluyor, o da biraz nazlı ancak, soğuk yemeye pek gelemiyor.

  Merakınıza göre, kullanımınıza göre balkonunuzda yetiştirebileceğiniz o kadar çok şey var ki, üstelik çok düşük maliyetle, hatta artan çay posaları ve yumurta kabuklarından bitkilerinizi besleyerek. Bahçeye göre bir çok avantajı var üstelik, yaprakları kıtır kıtır yiyip bitiren tırtıllara, salyangozlara karşı savaş açmak zorunda kalmazsınız muhtemelen.

     Çok söylendim onlara sebzelerimi yedikleri için ama savaş açmaya içim elvermedi, neticede o toprak hepimizindi, geçen sene topraktaki sebzelerimi onlar yedi, bu sene saksıdakileri ben yiyeceğim, niyeti bozdum :) Sormak istediğiniz bir şey varsa, yorumlardan bana ulaşabilirsiniz!


     


     
Read More




20 Haziran, 2019

TASARRUF YAPMA YÖNTEMLERİ: FİKİRLER, ÖNERİLER

tasarruf yöntemleri     Malum durumlar kötü... Enflasyon aldı yürüdü, eve alınan her şey için hesap kitap yapılmaya başlandı. Aslında uzun zamandır böyle gidiyor ama, son dönemlerde iyice de bunalmaya başladı. Ya ihtiyaçlar için ek gelir oluşturma, ya da mevcut giderleri kısma ihtiyacı her zamankinden daha fazla  peydah oldu. Bu noktada ne yazık ki, bireysel olarak kendimizi kurtarmaya çalışmaktan öte bir şey yapamayacağımızı düşündüğümden, kendim de bizzat evde uyguladığım tasarruf yöntemlerini, hazır en çok ihtiyaç duyulan dönemde paylaşmak istedim. Bazılarınıza pintilik/ varyemezlik gibi de görünebileceğini biliyorum ancak, şu anda uyguladığım bu yöntemleri çok değil, bir kaç yıl önce uygulamaya başlasaydım, şu anda çok farklı bir noktada olurdum. İşte size maddeler halinde "evde tasarruf yöntemleri":

  1. Herhangi bir şeyi alırken "Buna gerçekten ihtiyacım mı var, yoksa anlık mutluluklar için mi almak istiyorum" sorusunu sormak. Trendyol gibi moda alışveriş sitelerini kullanırken en çok işime yarayan yöntem bu oldu. Eskiden sayfayı açar, beğendiğim hemen her şeyi sepetime atar, önünü ardını pek düşünmezdim. 10 tane tişörtüm olsun, 11. bana fazla gelmezdi. Şimdi ayakkabım eskidiyse ayakkabıyı alıp çıkıyorum, yanına ihtiyacım olmayan hiçbir şey eklemeden. Kredi kartı yüküm azaldı, bir süre bunu alışkanlık haline getirdiğim zaman da eskisi kadar sık alışveriş sitelerine girmediğimi farkettim. 
  2.  Tasarruf etmek, para biriktirmek istiyorsunuz ama ay sonunda maaşınızdan geriye hiçbir şey kalmıyor, değil mi? Maaşınızı alır almaz biriktirmek istediğiniz miktarı ayırın, o parayı ne olursa olsun ellemeyin! Elinizdeki para miktarı temel ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra, kalan miktarı çar çur etmenizi önleyecek olan hayati yöntem, budur.
  3. Harcamalarınızı not edin, ay sonunda alın notları önünüze, nereye ne kadar harcamışsınız, görün. Bazen somut olarak, yazılı bir şekilde görmek, gereksiz harcamaların önüne geçmede bire birdir.
  4. Evde tasarruf için, suları kullanmadığınız zaman mutlaka kapatın, ışıkları gereksiz yere yakmayın gibi tasarruf yöntemlerini hemen herkes biliyor artık, benim bunlara ek olarak bir fikrim daha var, evde su kullanımını en çok artıran şey, sifon kullanımı. Rezervuarın içine, 1.5 lt lik içi su dolu bir pet şişe yerleştirirseniz, hem kullanılan su miktarı azalacak, bu şekilde ekonomik tasarrufta bulunacaksınız, hem de su israfının önüne geçerek, doğa ile barışık bir tutum sergilemiş olacaksınız.
  5. Teknolojiyi çok da yakından takip etmeyin! Teknolojik ürünler dolara endeksli olarak fiyatlanıyor. Delirdiniz mi kuzum siz, yeni çıkan modeli almasanız ne olacak, hepsi birbirinin aynısı artık, elinizdeki işinizi gördüğü sürece kullanın, bozulursa tamir ettirmeye çalışın, tamir edilemiyorsa gidin son çıkan modeli alın, bir kaç sene sizi idare edeceğinden emin olun. 
  6. Alışverişe asla aç karnına çıkmayın. Hiç farkettiniz mi, aç karnına markete gittiğinizde, eliniz kolunuz poşet dolu dönüyorsunuz oradan. Aslında pek de sevmediğiniz şeyleri bile alıveriyorsunuz, çünkü vücudunuz beni doyur diye bağırıyor. Mantıklı düşünmenize engel oluyor, hayır canım şu anda şu altılı cips paketini almayacağım deyin ona, karnım tok deyin :)
  7. Kredi kartı çok tehlikeli bir şey arkadaşlar. Bunu aklınızdan hiç çıkartmayın. Paranız yokken kredi kartıyla bir şey aldığınızda, sanki siz ödemeyeceksiniz gibi geliyor, biliyorum. Paranız varken büyük kalemleri taksitle almak mantıklı bir şey, ama paranız yoksa acil durumlar haricinde kredi kartı kullanmayın.
  8. Kafeler, restoranlar çok güzel. Ama sosyalleşmenin tek yolu bu değil, kahve içmek için illa dünyanın parasını harcamaya gerek yok. Bir kaç defa kahve alsanız harcayacağınız paraya, çok güzel filtre kahve makineleri var, onlardan bir tane, bir de termos, sahiller, banklar, piknik alanları bizimdir, üstelik bir bardak kahve içtikten sonra 10 dakikada bir başka bir şey sipariş etmenizi bekleyen kimse de yoktur. Restoranlarda da evde yapamadığınız, zor yemekleri yerseniz, en azından harcadığınız paraya değer. Evde daha güzelini yapabileceğiniz yemeklere dışarıda dünyanın parasını ödemeyin.
  9. Yatırım yapın. Kenara attığınız parayı faize, dolara, euroya, altına pay edin. Paranız durduğu yerde değerlensin, kazandığınızı gördükçe harcamaya kıyamıyorsunuz :)
  10. Evde kullanılan tüketim ürünlerini indirime girdikçe stoklayın, zaten kullanılan bir şey ucusa alınır, özellikle son zamanlarda sık sık zamlanan ürünler beni bu yola itti.
  11. Sigara kullanıyorsanız, içinde binbir çeşit katkı olan hazır sigaralar yerine tütün sarmayı öğrenebilir, alkol alıyorsanız evde bira yapımı gibi kitleri kullanarak kendi ev hapımı içkinizi yapabilirsiniz.
  12. Kumbara, kumbara, kumbara... Bir TL' ler ne kadar güzel birikiyor, ne paralar kalıyor kenarda aklınız hayaliniz durur!
  13. Simittir, poğaçadır sabah kahvaltınız bunlar olmasın yahu. Hem de sağlığınıza yazık. Akşamdan 2 yumurta haşlayın, yanına peynir, zeytin, domates, salatalık, alın işyerine götürün, orda yiyiverin. Roka da yıkayın yanına. Hem sağlıklı, hem tasarruf. Ya da sandviç yapın, o da olumlu.
  14. Ekmekleri dilimleyerek buzluğa atın. Ekmek ziyanına son! Tost makinesinde ya da tavada ısıtıp yediğiniz ekmekler, fırından çıkmış gibi olacak, bayatlama riski ortadan kalkacak, bu şekilde yaparak 2 yıldır hiç ekmek atmadım çöpe!
  15. Evdeki ampulleri tasarruflu olanlarla değiştirseniz, baya gözle görülür fark yaratıyor. Kombi vs. gibi bireysel ısınma sistemleri kullanıyorsanız,, bir kat daha fazla giyinip düşük ayarda kullanarak ısınma giderlerinizi düşürebilirsiniz. Don atlet oturup cayır cayır yakmanın alemi yok ki.
  16. Eğer yaşadığınız yer uygunsa, araba kullanmak yerine mutlaka bir bisiklet edinin derim ben, hem bedava, hem spor aradan çıkmış olur. Şahsi aracın vergisi, benzini derken, evin bir tane fazla üyesi varmış gibi oluyor.
  17. Sadece güzel/ şirin olduğu için bir şey almak yerine, mutlaka bir işlevi de olan ürünlere para harcayın. Dekorasyona çok paralar harcıyoruz, ve bir süre sonra görmüyoruz bile onları.
  18. Son olarak, benim bireysel olarak çok istikrarlı bir şekilde uyguladığım bir yöntem var, hem de çok keyifli. Balkon bahçeçiliği! Tabi ekip biçecek bir bahçeniz varsa daha iyi ama, kendi yetiştirdiğiniz sebzeleri illa bahçeden almanıza gerek de yok, beş litrelik su bidonlarını yarıdan keserek, kendi domatesinizi, salatalığınızı, biberinizi, salatalık bütün malzemenizi yetiştirebilirsiniz. Semizotu mesela, o kadar arsızdır ki, bir kökü saksıya ekseniz, 2-3 güne bir tazecik semizotunuz sofranızı şenlendirir. Bu şekilde bütün bir yazı domates salatalık ve salatalık malzeme alışverişi yapmadan geçirmişliğim var, şu anda da limon, mandalina fidanlarım balkonumda arz- ı endam etmekte. Seneye meyvelerini yiyebileceğime inanıyorum. Doğal, hormonsuz, ucuz ve çok eğlenceli!
     Bu maddeler çoğaltılabilir. Borç harç kapatıldıktan sonra, alışkanlık haline getirdiğiniz tasarruf yöntemleriniz sayesinde kenarda köşede kötü gün dostu diyebileceğiniz bir miktar para bile biriktirebilirsiniz. Benim aklıma gelmeyen bir şey varsa, yorumlarda paylaşmaktan çekinmeyiniz:)
Read More




Return to top of page
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML